Selaam,
Çok oldu yazmayalı ama sık sık seni ziyaret ettiğimi bilmeni isterim blogcan. Tamam neyse.
Çok gezdim, çok gördüm, çok güldüm ve evet çok üzüldüm bu zaman zarfında. Ama geçiyor herşey, geçiveriyor. 'Hiç bitmez' dediğin, 'herkesten fazla' diye hayıflandığın ve herkesin çektiğini hor görüp sahip olduğunu herkesinkinden fazlaymışçasına yerküre merkezine koyduğun günlerdeki o sıkıntıların aslında tırt olduğunu anlıyor ve kendine gülüyorsun.
Ne zamandır deniyorum yazmayı ama bir türlü iki satırı bir araya getiremedim evet itiraf ediyorum. Ben anladım ki mutlu olduğum zamanlarda yazamıyorum. Yani toparlayamıyorum bir türlü ne yazmak istediğimi (üstteki cümleden de anlaşılacağı üzre). . . Eskiden yazdığım zaman 'kızııım bak yeni şaheser' edalarıyla odasına daldığım ev arkadaşlarım olmadığından mıdır bilmem, yazdıklarımda da pek bir edebi hava esmiyor artık. Zaten mektuplarımı saklayan dostum da olmadı hiç. Günlüğümü saklayanlar hariç :))
Sahi aklıma geldi de, cümlelerim nerelere gitti benim? Hayallerim vardı içime sığmayan hani. Ben nasıl da vazgeçtim bi çok şeyden değil mi?
Bu gün kıpırtılar vardı aslında yüreciğimin bi kenarında. Okurken hayaller kurdum bi ders kitabını. İnanamadın değil mi? Ders kitabıydı bana hayaller kurduran. Olsundu ki, en azından hala hayal kurabildiğimi hatırlamış oldum ve bana güven: bunu hatırlamam çok iyi oldu.
k3l3b3k gönlümde, pır pır eden bir renk keşfettim de, şimdilik sır bu, kendime bile söylemiyorum, ona söyler diye.
Ve başardıklarımı gördüğünde sen bile şaşıracaksın eğer ben mutluluklarım arasına seni sıkıştırabilir de yazarsam. Senin için de zor değil mi? Ben yazdıkça nefes alıyor, ben yazdıkça var oluyor, büyüyorsun.
Oysa;
Keşke ellerin olsaydı senin..
Ve kolların. .
Bazen şefkate ihtiyacım oluyor da benim.
Pinaristan
8 Şubat 2012 Çarşamba
24 Ağustos 2011 Çarşamba
ona günlük...
Sevdiğim...
Hayat o kadar karıştu ki. Yalnız bıraktı bu şehir beni son günlerde. Heryerde tanıdık yabancılar...
Her bakıştan korkar oldum. Sen de yoksun ya nicedir, belki gelirsin diye hep hazır oturuyorum. Her telefon sesinde heyecanlanıyor gözbebeklerim.
Yoksun...
Kimbilir, olmak istediğim yerde kimler vardır şimdi. Varlığında bıraktığın boşluklar daha can yakıcıydı belki; ama... şimdi sen yoksun ya, hiç olmayacaksın ya, nasıl acıyor sol yanım her uyandığımda bi bilsen!
Sevdiğim...
Çok yalnız bıraktı bu şehir beni.
Attığım her adımda seni aklıma getiriyor...
Kızıyorum!
21 Haziran 2011 Salı
denklem delisi. .
darmadağınık hayatımın, darmadağınık odasından merhaba.
ne toplayacak dermanım var işin aslı her ikisini de, ne de içimde buna beni iten bir istek. herşey olduğu yerde kalsın istiyorum. herşey ama!
zaman donsun. şu an masamın üzerinde hiç işime yaramayacak şeyler var, kalsınlar. işime yaramasınlar ve de asla. yatağımın üzeri baştan savma örtülü kalsın hep böyle, içinden çıktığım belli olsun hep. sıcak kalmasın, yalnızlığımla ısınsın. sorular sormaya hazır kitaplarım günlerdir kapağı açılsın diye bekliyor, onlar da beklesin. ben istemiyorum.
acıkan karnım. . aramamı bekleyen dostlar. . temizlenmek üzere sepete atılmış kirliler. . iki gündür gözümden çıkarmadığım ve çıkmak için bas bas bağıran lensler. . bitmiş parfüm şişesi. . içinde kalemden başka herşey olan kalemlik. . hiç bakmadığım takvimim. .
hepsi, herşey kalsın böyle işte. yarım bıraktığım kitaplarım- filmlerim... yüreğimdeki sancı. . aklımdan çıkmayan eski sevgili. . hepsi kalsın öyle ne olur.
dolabımın kapağını kapadığımda düzelmeye başlasın sonra hayat. yerden aldığım fişle pencerem açılsın. . gün ışığıyla birlikte kalemler kalemliğe girsin. attıysam eğer o boş şişeyi, yatağım düzeliversin, hiç yatılmamış gibi. dostlarım aradığında, makineden yıkanmış çamaşırları çıkarıyor olayım.
artık duvarlara ne bir resim asacağım, ne sevdiğim grubun imzalı posterini, ne de bir fotoğraf.
kendiliğinden renge boyansın gönlümün duvarları sevdiğimin teni değince tenime. ellerinden tuttuğumda dünya benim zannettiğim zamanlarda tadına varayım düzenin.
sonra bir şarkı çıksın yüreğimden. .
'seni ben sevdim. .
seni hep bildim. .
gel beni kurtar, düştüğümü görmeden
gel beni kurtar boğulduğumu bilmeden. . '
ne toplayacak dermanım var işin aslı her ikisini de, ne de içimde buna beni iten bir istek. herşey olduğu yerde kalsın istiyorum. herşey ama!
zaman donsun. şu an masamın üzerinde hiç işime yaramayacak şeyler var, kalsınlar. işime yaramasınlar ve de asla. yatağımın üzeri baştan savma örtülü kalsın hep böyle, içinden çıktığım belli olsun hep. sıcak kalmasın, yalnızlığımla ısınsın. sorular sormaya hazır kitaplarım günlerdir kapağı açılsın diye bekliyor, onlar da beklesin. ben istemiyorum.
acıkan karnım. . aramamı bekleyen dostlar. . temizlenmek üzere sepete atılmış kirliler. . iki gündür gözümden çıkarmadığım ve çıkmak için bas bas bağıran lensler. . bitmiş parfüm şişesi. . içinde kalemden başka herşey olan kalemlik. . hiç bakmadığım takvimim. .
hepsi, herşey kalsın böyle işte. yarım bıraktığım kitaplarım- filmlerim... yüreğimdeki sancı. . aklımdan çıkmayan eski sevgili. . hepsi kalsın öyle ne olur.
dolabımın kapağını kapadığımda düzelmeye başlasın sonra hayat. yerden aldığım fişle pencerem açılsın. . gün ışığıyla birlikte kalemler kalemliğe girsin. attıysam eğer o boş şişeyi, yatağım düzeliversin, hiç yatılmamış gibi. dostlarım aradığında, makineden yıkanmış çamaşırları çıkarıyor olayım.
artık duvarlara ne bir resim asacağım, ne sevdiğim grubun imzalı posterini, ne de bir fotoğraf.
kendiliğinden renge boyansın gönlümün duvarları sevdiğimin teni değince tenime. ellerinden tuttuğumda dünya benim zannettiğim zamanlarda tadına varayım düzenin.
sonra bir şarkı çıksın yüreğimden. .
'seni ben sevdim. .
seni hep bildim. .
gel beni kurtar, düştüğümü görmeden
gel beni kurtar boğulduğumu bilmeden. . '
4 Haziran 2011 Cumartesi

Sıkışıp kaldım bir kibrit kutusu büyüklüğünde hayatımın içine anne. Kimseciklerin dokunmasına izin vermediğim yüreğimi tutup elleriyle bir yabancı, sağa sola sallıyor. Dengesi bozuluyor kan akışımın, kan kalbime birikiyor anne. Tersine işliyor zaman, geriye gidiyor ve hep aynı yere çıkıyor.
b o ş l u k.
Geçtim gülümsemekten, ben ağlamayı bile unuttum anne. Şöyle içimden geldiği gibi, ele-güne karşı, bağıra bağıra, ne varsa içimde, tükensin diye işte... ağlayamıyorum bile. Yakışmaz çünkü bana, ağlamak yakışmaz.
Burda yaşam renkli aslında anne, meraklanacak bişey yok hayatımda. Korkma. Kurtlar var benimle çalışan. Upuzun kuyruklu tilkiler var. Kaşarlanmış ruhsuzlar var. Hepsi rengarenk ve hepsinin benden beklentisi aynı: olduğum gibi kabullen beni. Ama beni olduğum gibi kabullenmeyi reddedecek kadar da aşağılıklar. Çünkü ben, hep birilerinin istediği gibi olmalıyım.
Sana söz verdiğim gibi herşey anne. Ben dizinde saçlarını okşadığın günki gibiyim aynı. Ne vakit ki yüreğim yumruğum kadar oldu, sadece canım yandı birazcık o kadar. Pabuçlarımın büyümesi, mesafelerin artması, sorunların büyümesi, senden uzaklarda olmam hiç bişey değiştirmedi anne. Çünkü ben senin birlikte büyüdüğün minik kızınım yine. Ellerimden tut. saçlarımı okşa ve bana beni sevdiğini söyle hep ne olur. çünkü, senden başkası o kadar içten söylemedi hiç. Çünkü ben hiç hakedemedim bunu!
I
Yalniz kaldınız sanırsınız,
Biliyorum.
Yalnız bırakılmışsınız,
Biliyorum.
Ötesi yok.
II
Ötesi var:
Yalnızlık
Müziğin bile seni dinlemesidir.
Yalnızlık
İnsanın kendine mektup yazması
Ve dönüp-dönüp onu okuması
Yalnızlığın da ötesidir.
Özdemir Asaf
30 Mayıs 2011 Pazartesi
'sustuklarım büyür içimde. .'
en bu gün doğdum. tam 25 yıl önce bu gün.
sana neler biriktirmiştim içerimde. nelere hazırlamıştım kendimi; bunca itmeseydin beni keşke kendinden öteye.
ellerimi her uzattığımda tenin battı avuçlarıma. en çok uyurken sevdim seni ben sevgili. öyle masumdun, öyle bana aittin ki çünkü.
ne zaman karanlık bassa yeryüzümü, ne zaman zifiriye boyansa içim dönüp dönüp seni aradı gözlerim. kimsesiz kalmalar değil, sensiz kalmalardı canımı en çok yakan.
kim kaldı ki yanında bir bak. en sevdiklerinden, adını hatırlamadıklarına kadar düşün bu gece. kim kaldı ki yanında, ben kalacağım değil mi?
geçtim yüreğimden!
sesini duymadım bu kez. her gidişinde canımdan bi parça yitti de, 'kal' diyemedim hiç.
sesim çıksa, durur dönerdin belki. ama o kadar değil mi?
bana da bişeyler yaz demiştin.
sana neler yazdım sevgili. sana neler yazdım da okumaya vaktin olmadı!
keşke gözlerime baksaydın. .
25 yıl önce bu gün doğmuşum ben. kimse kadar yanımda olmadığın için ve en az herhangi biri kadar yakınımda olduğun için sana minnettarım sevgili.
doğum günüm kutlu olsun.
değil mi?
sana neler biriktirmiştim içerimde. nelere hazırlamıştım kendimi; bunca itmeseydin beni keşke kendinden öteye.
ellerimi her uzattığımda tenin battı avuçlarıma. en çok uyurken sevdim seni ben sevgili. öyle masumdun, öyle bana aittin ki çünkü.
ne zaman karanlık bassa yeryüzümü, ne zaman zifiriye boyansa içim dönüp dönüp seni aradı gözlerim. kimsesiz kalmalar değil, sensiz kalmalardı canımı en çok yakan.
kim kaldı ki yanında bir bak. en sevdiklerinden, adını hatırlamadıklarına kadar düşün bu gece. kim kaldı ki yanında, ben kalacağım değil mi?
geçtim yüreğimden!
sesini duymadım bu kez. her gidişinde canımdan bi parça yitti de, 'kal' diyemedim hiç.
sesim çıksa, durur dönerdin belki. ama o kadar değil mi?
bana da bişeyler yaz demiştin.
sana neler yazdım sevgili. sana neler yazdım da okumaya vaktin olmadı!
keşke gözlerime baksaydın. .
25 yıl önce bu gün doğmuşum ben. kimse kadar yanımda olmadığın için ve en az herhangi biri kadar yakınımda olduğun için sana minnettarım sevgili.
doğum günüm kutlu olsun.
değil mi?
24 Aralık 2010 Cuma
here comes the rain again. .

Ne zaman ki yazmaya oturdum ben bu bilgisayar başına, lal oluyor parmakuçlarım.
Sana anlatacak neler biriktirdim oysa, tam 24 yıllık.
Hüzünle kaplanmış bir kitabım son zamanlarda. Hüznümün rengi teninden, her satırım gözlerinden. .
Beni hep terkettiler. Ve ne vakit terkedilsem hüznüm rengini aldı teninin. İçimde koca bir boşluktu özlem, sen yoktun. Olmasaydın zaten, tamamen sana bulanmışken hele, bir de varlığını kaldıramazdı yüreciğim sanırım. Neyse boşver. .
Kısa bahanelerle son verdim aşklarıma ben. 'Sen çok iyisin ben seni üzerim'le giriş yaptı kimileri hiç başlamamışlığa, ayrılıkla son verecekken.
'içinde kötülük var senin, benim hayalimdeki kızın içi tamamen sevgiyle dolu olmalı'yla gelen sonlar da vardı. belki en çok koyan buydu bana. o da ne demekse. .
'Gel' diyemiyorum nicedir. Ne vakit içimden dualar etsem 'gelsin' diye, hıçkırık düğümleniyor, ağlayamamak çok acı. 'Gel' diyemem ben, diyemem işte.
En çok üşüdüğüm demdir bu. Düşündüğüm olmalıydı beni oyalayan, aklım karışmalıydı oysa sık sık. 'Aşık mısın kızıım neden duymuyosun' diyenler olmalıydı etrafımda. Sarılmak haz vermeliydi bana, bir koku içimi titretmeliydi. Bunca korkmalarım boşa çıkmalıydı her seferinde. Şaşırtmalıydı bana olan sevgisi, hiç olmamışlar yüzünden!
Sarsaydın beni karanlığına. Yalnızlığınla vursaydın, parçalasaydın yeryüzümü. Yer yarılsaydı da içine düşseydik keşke. Bu kadar iyi olmasaydım sana karşı ve bu kadar içi kara kız olmasaydım. Ben ne kadar seviyorsam, o kadar sevseydin beni.
Gel diyebilseydim
gelseydin.
hiç gitmeseydin!
sevmiyorum yağmurları artık. içim dışım toz duman!
gel de bir anlamı olsun fırtınaların. şimşekler yaralanmasın kelebeklerimin kanatlarını.
gel! ne olur. .
2 Aralık 2010 Perşembe
dipsiz

tukenmek bilmez isteklerle donattigimda icerimde bi yerleri, farkina vardim hayatin kisaliginin.
yetisemiyorum cok seye.
sevmelere vakit ayiramiyorum ne zamandir. kardesimin parmakuclari soguktu bu aksam... eve donerken farkettigimde, onu opmek icin cok gecti belki de.
annem cok yorulmustu. karnimi doyurmak icin bana ayirdigi tabaklar fisildadiginda, hadi ben de yardim edeyim demek de cok gec gelen yardimlardandi.
babam son sigarayi yakarken yine 5. sigarasiydi o tabii ki. fazla icmedi, hep 5 icer. neden 5 ise, o sebeple!
aktiginda canimi yakan gozyaslari vardi dostumun yanaklarinda. sadece basina bi is geldiginde kapima gelen, veyahut, sadece dustugunde beni arayanlardan nefret etmek icin de cok gec kalmistim, o yuzden onlari da sevmeye karar verdim. oyle sevecektim onlari da; Apo'nun gozleri bozulmustu, bozuk gozlerini sevmeye karar verdim. Asli bazen mutsuzdu, bazen yalniz; ama cogu zaman anne. onu Demir'le sevmeye basladim. sevgisi ikiye katlanip, yariya bolundu. Esra'nin seanslari cok yogundu, ya da Bilge'nin hayati, onlari yogun sevmeye karar verdim. Gamze asik olamiyordu, sonsuz nadastaydi yuregi, onu oyle seviyordum, kimsesiz. Hatice, "ozgur" kizdi. onu oyle sevdim. Derya uzak kalmisti, epey, onu uzaktan sevdim. Fatma hepimizden once nisanlanmisti, cok seviyor, seviliyordu ve apandisini aldirmisti, onu da oyle sevdim. apandistsiz. .
otesi yok.
tastamamim iste, saymadigim onlarca dostum var benim. hepsinin bi yeri eksik kaldi, hepsinin bi yeri fazla kendine gore. ama tek ortak yanlari var, hayatlarinda ben varim ve ben onlari olduklari gibi seviyorum.
karsilik beklemeden; ama daha cok sevmelerini isteyerek. daha cok deger gormek isteyerek, daha cok yakinimda olmalarini isteyerek!
hep bi yerlerde izim kaldi. hepinize bi parcami kattim isteyerek!
hic pisman degilim.
yine olsa yine yaparim!
ismini sayamadigim dostluklarima
cheers!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
