4 Haziran 2011 Cumartesi


Sıkışıp kaldım bir kibrit kutusu büyüklüğünde hayatımın içine anne. Kimseciklerin dokunmasına izin vermediğim yüreğimi tutup elleriyle bir yabancı, sağa sola sallıyor. Dengesi bozuluyor kan akışımın, kan kalbime birikiyor anne. Tersine işliyor zaman, geriye gidiyor ve hep aynı yere çıkıyor.

b o ş l u k.

Geçtim gülümsemekten, ben ağlamayı bile unuttum anne. Şöyle içimden geldiği gibi, ele-güne karşı, bağıra bağıra, ne varsa içimde, tükensin diye işte... ağlayamıyorum bile. Yakışmaz çünkü bana, ağlamak yakışmaz.

Burda yaşam renkli aslında anne, meraklanacak bişey yok hayatımda. Korkma. Kurtlar var benimle çalışan. Upuzun kuyruklu tilkiler var. Kaşarlanmış ruhsuzlar var. Hepsi rengarenk ve hepsinin benden beklentisi aynı: olduğum gibi kabullen beni. Ama beni olduğum gibi kabullenmeyi reddedecek kadar da aşağılıklar. Çünkü ben, hep birilerinin istediği gibi olmalıyım.

Sana söz verdiğim gibi herşey anne. Ben dizinde saçlarını okşadığın günki gibiyim aynı. Ne vakit ki yüreğim yumruğum kadar oldu, sadece canım yandı birazcık o kadar. Pabuçlarımın büyümesi, mesafelerin artması, sorunların büyümesi, senden uzaklarda olmam hiç bişey değiştirmedi anne. Çünkü ben senin birlikte büyüdüğün minik kızınım yine. Ellerimden tut. saçlarımı okşa ve bana beni sevdiğini söyle hep ne olur. çünkü, senden başkası o kadar içten söylemedi hiç. Çünkü ben hiç hakedemedim bunu!



I
Yalniz kaldınız sanırsınız,
Biliyorum.
Yalnız bırakılmışsınız,
Biliyorum.
Ötesi yok.

II
Ötesi var:
Yalnızlık
Müziğin bile seni dinlemesidir.
Yalnızlık
İnsanın kendine mektup yazması
Ve dönüp-dönüp onu okuması
Yalnızlığın da ötesidir.



Özdemir Asaf

2 yorum:

Modafobik dedi ki...

boşluk..

ErhaN dedi ki...

yalnızlık ile ilgili bir kısa filmim.. üstteki ismime tıklayın! :)

Önemli!

Bu blog tamamen islami usüllere göre yapılmıştır.
Yapımda ve yönetimde hiç bir domuzun emeği geçmemiştir. .